YRL

 BARIŞ, ‘YAŞAMIN SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİ TOPRAĞIN KORUNMASINA BAĞLIDIR’

AYDIN GÜNCEL HABER TV. -Aydın Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Mahmut Nedim Barış, ‘Yaşamın sürdürülebilirliği toprağın korunmasına bağlıdır’ dedi.

Barış, oda binasında basına yaptığı açıklamada, “Ziraat Mühendisleri Odası büyüme ve kalkınma stratejilerinin oluşturulmasında ve uygulanmasında “ülkemizin toprak varlığının ve arazi kaynaklarının korunarak yönetilmesi” ve “yaşamın sürdürülebilirliği” ilkelerini vazgeçilmez koşul olarak görmektedir. Ne var ki; erozyon ve benzeri doğal yitim süreçlerinin yanında, her şeyi rant ve kolay kazanç sayan ve bu nedenle doğa ve çevre değerlerini hoyratça kullanarak bozan ve yok eden “sorumsuz siyaset anlayışları” nedeniyle, toprak varlığı ve arazi kaynağımızın sorunları daha da ağırlaşmıştır. Toprak gelecekte de varlığını korumak adına adeta alarm vermektedir. Tarım arazilerimiz bugün itibariyle potansiyel sınırına ulaşmış, bir “avuç” yeni arazi olanağı neredeyse kalmamıştır. Alt yapının götürüldüğü her arazide, her türlü yatırımın gerçekleştirilmesi mümkün iken, “tarım dışı amaçla arazi talanı” giderek hızlanmıştır. Uygulanan yanlış tarım politikalarının da etkisiyle, TÜİK verilerine göre 2002`de 26,5 milyon hektar olan toplam tarım arazimiz, 2012`de 2,8 milyon hektar azalarak 23,7 milyon hektara inmiş, yani son on yılda toplam tarım arazilerinin %10`u üretim dışı kalmıştır. Oysa bırakınız başka tarım ürünlerini, gelecek on, on beş yıl içinde yüz milyona yaklaşacak ülkemizin temel besin maddesi olan ekmek ihtiyacının karşılanması için, ilave altı milyon ton buğday üretimi yapılması gerekmektedir. Bu ise, toplam ekim alanlarının dörtte bir kadar artışını gerektirecektir. Miktar bakımından bu ölçüde kısıtlı hale gelmiş arazi varlığımız “çölleşmeden, kirlenmeye, sanayileşmeden, kıyı yağmalamasına” kadar üretim gücünün azalmasına yol açan bir dizi yeni sorunla da yüz yüzedir. Bütün bu olumsuz koşullara rağmen; toprak ve arazi varlığımız bakımından umutlu olmayı gerektirecek “önemli yeni bir gelişmenin” altını çizmek de, sivil toplum sorumluluğu açısından gerekli görülmektedir. Uzun dönemlerden bu yana devam eden ve giderek ağırlaşan “tarım arazilerimizin parçalanması” sorununun çözümüne, 30 Nisan 2014`de TBMM`de kabul edilen 6357 sayılı Kanun önemli bir katkı sağlayabilecektir. Kanun`un uygulanmasıyla; arazinin “aile malları ortaklığı biçiminde kullanımı, aileden ehil birine devri, işletilmesi için limited şirketler kurulabilmesi, mirasçılara satışı, bunların yapılamaması halinde ise yargının belirleyeceği mirasçıya değeri üzerinden devri ya da satışı” mümkün olabilecek ve sonuçta tarım arazilerinin parçalanma süreci durabilecektir. Yerinde bir yaklaşımla yasalaşmış olan bu Kanun`un başarıya ulaşması için; Kanun uygulamasıyla açığa çıkacak işgücüne istihdam sağlayıcı kırsal ve kentsel ekonomik ve sosyal politikalar uygulanmalı, Kırsal toplumun gelişimi için, tarım politikaları dışındaki ekonomik ve toplumsal yaklaşımlar gündeme getirilmeli, Tarım arazilerinin daha fazla bölünmemesi amacı, “küçük üreticiliğin tümden tasfiye edilmesi” sonuçlarına yol açmamalı, Ekonomik koşulları uygun olmayan, buna karşılık tarımsal üretime devam edecek üreticilere yönelik özel destekleme mekanizmaları oluşturmalı, Arazi parçalılığı ve dağınıklığı sorunu, ilkeli ve yeterli bir “arazi toplulaştırması politikası” ile aşılmalı, Kanunun çözemeyeceği ve çözme iddiasında da olmadığı “küçük tarım işletmeciliği sorunu” demokratik üretici örgütlenmesi temelinde giderilmelidir” ifadelerine yer verdi.

 (HÇ.06ARALIK2017)