A.Burcu HARABA İletişim: burcuharba01@icloud.com

TEK TON EMPATİ…

Empati iletişimin olmazsa olmaz bir parçası, anlayışın yapı taşıdır. Empati kuramayan insanlar, hayatlarında ve iletişimlerinde sorunlarla sürekli karşılaşırlar. Bir sorun, çatışma haline bürünmeden önce empati ile çözülebilir

. Empati insansal bir ihtiyaçtır. Peki siz doğru empati kurabiliyor musunuz? Veya doğru empati nasıl kurulur? Empati, subjektif olan olaylara objektif bakış açısıyla bakabilmenizden geçmektedir. Her insanın düşüncesi kendine özel ve doğrudur. Empati de asıl amaç ise iki öznel düşünceyi karşı karşıya getirip, kendi doğrumuz olarak adlandırdığımız düşüncenin karşı tarafta bıraktığı etki ve tepkileri objektif olarak değerlendirmektir. Empatisiz bir toplum düşünülmesi güçtür, hatta okullarda empati ile alakalı özel dersler verilmelidir. Empati ile bir savaşta çıkartılabilir, dünya barışı da sağlanabilir. Beynin düşündükten sonra, dilin kelime sarf etmesi gerekir. Kulakla dinlenir, beyinle anlaşılır ancak empati kurabilmek kalple yapılacak bir iştir. Empatinin güven inşa eden, iletişimi güçlendiren, insanları birbirine yakınlaştıran ve iyileştirici özellikte bir gücü içinde barındırmaktadır. İnsan acı duyabiliyorsa canlıdır, başkasının acısını duyabiliyorsa insandır demiş güçlü yazar Tolstoy. Bir etkiye tepki gösterirken, eşit davranmak ve bireyin kendisinin başına gelse nasıl hissedeceğini veya nasıl tepki göstereceğini düşünmesi, doğru iletişim kurabiliyor olmasının göstergesidir. Kendisinin istemediğini, başkasına dayatmak çok da adaletli değildir. Tabii ki her alanda ve gelişimde olduğu gibi empatinin güçlenmesi ve istenen yönde gelişmesi için çocukluktan öğretilmesi ve desteklenmesi gereklidir. Bir annenin veya babanın çocuğuna gösterdiği sevgi ve şefkat, çocuğun da çevresine sevgi ve şefkat göstermesini sağlar. Çocuklarınıza başkalarının farklı düşünceleri olabileceği öğretilmelidir. Örneğin; “ Ablan oyuncağını elinden çektiğin için sana kızdı. Peki bu hareketi ablan sana yapmış olsaydı nasıl hissederdin?” gibi çocuğunuza, empati kurarken yol gösterin ve sonrasında alternatif seçenekler sunun. Mesela; “ Şimdi oyuncağı ablana geri ver, sana başka bir tane oyuncak seçelim.” gibi. Çocuklarınıza yine örnek olmanız gerektiğinden, kendi çevreniz ile olan iletişimize dikkat edin. En önemlilerinden bir tanesi de çocuğunuza, kendinin farkına varmasına yani kendini fark etmesinde yardımcı olmanız olacaktır. Aynanın karşısına geçip kendini anlatmasını istemeniz yaralı olabilir. Duyguları temsil eden yüz ifadeleri hakkında hikâyeler okuyup kazandırılmak istenen davranışı destekleyebilirsiniz. “Ben” dilini kullanarak kendini sizden ayırt etmesinde yardımcı olabilirsiniz. ‘’Bana vurmanı istemiyorum, vurduğunda canım yanıyor” buna benzer cümleler kurabilir ve farkındalığını arttırabilirsiniz. Ayrıca çocuğunuzun kötü duyguları da (kızgınlık, üzüntü, öfke gibi) yaşamasına izin vermeli ve baş etmeyi çocuklarınıza öğretmelisiniz. Çünkü bu duygular hayatlarımızın birer parçasıdır.Özür dilenmesi için zorlamamalı fakat özür dilemenin erdemli bir hareket olduğunu yine ona örnek olacak davranışlarla göstermelisiniz. “Ben”den “Bize” geçiş aşamasında bu dönemi iyi yönetmeli ve duyarlı ebeveynler olmalısınız ki topluma kazandıracağınız bireyler, oluşturacakları toplumun o dönem neslini güzel atlatabilsinler. Unutmayın! Bir bireyin çocukluk döneminde vereceğiniz eğitim ile bir suçlu de yapabilirsiniz, bir hakim de. Kişiliğimizi ve bizi biz yapan olguların çok büyük bir kısmı çocukluk döneminde öğretilen ve yaşadığımız şeylerle oluşur, bizi bir birey haline getirir. O yüzden çocukların gelişim dönemleri, çok hassas takip edilmeli ve doğru yönlendirilmelidir.

Bilgilerin yaşamımıza ışık tutması dileğim ile…

(BH.OCAK2021)