A.Burcu HARABA İletişim: burcuharba01@icloud.com

YİTİRİLMEYEN ÖFKE

Öfke. Hepimizin yakından tanıdığı, hissettiği ve gayet insansal bir duygudur. Ancak kontrolden çıktığı zaman bazı problemlere yol açarak yıkıcı bir hal alır.

Kolay sinirlenen insanları ifade ederken psikologlar, hayal kırıklığına karşı düşük toleranslı olmaları ile ifade eder. Öfkeyi tetikleyen şeyleri bulmak ve sonrasında ise bu tetikleyicileri engellemek için bazı stratejik hamleler düşünmek en iyisidir. Öfkenin altında yatan mesaj dinlenmelidir. Kişiniz öz eleştiri yapabilmesi bu bağlamda ciddi bir önemlilik arz eder. Duygusal zekâ ya da hoşgörü/iyi niyet, öfke kontrolünde yardımcı olabilecek en iyi özelliklerdir. Zamanla öfke, kronikleşir ve insan bünyesinde sürekliliğini koruyarak hastalıklara da sebep olabilmektedir. Çünkü çoğu hastalığın altında bastırılmış duygular yer alır. Sonradan kazanılan çoğu hastalığın psikolojik bir sebep ile ortaya çıktığını bilirsek, sağlığımızı koruma veya geri kazanma esnasında işimiz daha kolaylaşacaktır. Ruh sağlığı iyi olan bir insanın beden sağlığı da iyi olur. Öfkeyi insan vücudunda savaş hormonu konumunda tanımlayabiliriz. Öfke kontrolü için Doktor Nevzat Tarhan “Öfkeye yangın modeliyle yaklaşmamız lazım. Bir yangın çıktığında önce söndürülür, sonra soğutulur sonra nedeni araştırılır. Öfke de aynı şekilde, öfke anında en güzel ilaç ertelemek duygusudur. Kendi öfkemizi önce söndüreceğiz, sonra soğutacağız sonra da neden diye düşüneceğiz kendimiz için.” demiştir. Tabii ki öfke kontrollerinden en çok etkilenenler ise çocuklardır. Ebeveyn olma sanatı, çok sabır ve özveri gerektiren bir meslektir. Zaman zaman çocuğunuz sizi sinirlendirmek için uğraş veriyor gibi görünse bile gerçek bu değildir. Çocuklar sizi sinirlendirmekten çok, zamanını geçirmeye ve hayatı keşfetmeye çalışan küçük birer insanlardır. Bu yüzden çocukları, sinir küpleri veya stres oyuncakları gibi görmeyi bırakarak keşfetme iç güdüleri oldukça yoğun minik kâşifler olarak görmelisiniz. Öfkenin doğuracağı şiddet unsurlarının çocukta yaratacağı travmalar azımsanmayacak derece de derin ve kalıcı olacağından, şiddete kesinlikle başvurulmamalıdır. Çocuğunuza kızarken, ilişkinizin en az 20 yıl sonrasının da nasıl görüleceğini zihninizde resimleyip ona göre davranmanızda fayda var, çünkü emin olun iyi yaşanılan ve geçirilen zamanları tek bir kötü hatıra siler ve çocuk o kötü deneyimlerden hatırladıkları ile çocukluğunu daha çok anımsar. Nasıl bir çocukluk geçirdiklerini şekillendirirler. Siz de göreceksiniz ki çocuklarınız büyüdüğü zaman, anlattığınız güzel yaşanmışlıkların bir bölümünü hatırlarken, yaşadıkları kötü hatıraları siz anlattığınız zaman anlattıklarınız hakkında ince detaylar hatırlayarak düzeltip tekrar anlatacaklardır. Bu da yaşanılan travmaların ne denli ağır olabileceğinin kanıtıdır. Sizi rol model alacak olan çocuklarınız, sizin öfkelendiğiniz de gösterdiğiniz tutum ve davranışları kendi beyinlerine kazıyacak ve en basitinden oyun oynarken dahi oyuncaklarına sizin gibi davranacaktırlar. Biraz oyun esnasında gözlem yaparsanız fark edebilirsiziniz. Oyunlar çocukların gerçek dünya ile kurdukları muazzam bir bağ olduğundan, oyun esnasında yapılan gözlemler çocuğun iç dünyasının yansımaları olacaktır. Bu da sizin kendi hatalarınızı fark ederek düzeltmeniz için zaman kazandıracaktır. Öfkeye neden olan davranış sebebi ile çocuklara ceza verilirken dikkat edilmeli ve onur kırıcı, soyutlayıcı, zedeleyici bir ceza verilmemelidir. En uygulanabilir yöntem, sevdikleri bir nesneden onları belirli bir zaman mahrum bırakmak olacaktır. O nesneyi geri kazanması için ise pekiştireçler verilerek yaptığı sorunlu davranışlar çözüme kavuşturulmalıdır. Unutulmamalıdır ki, çocukların en çok öfke duyduğu zamanlar kendilerini ifade edemediği zamanlardır. Bu yüzden çocuklara kendilerini ifade edebilmeleri için fırsat tanınmalıdır. Tutumluluk öfke konusunda da önemli rol oynar. Anne ve babaların davranışları bir birini destekleyici ve tutumlu şekilde olmalıdır. Öfke eğer aşılması zor bir hal alırsa, aile destek alabilir. Fakat zorlaşmadan önce ailenin bilinçlenmesi ve davranışlarını ona göre seçmesi daha iyi olacaktır. Psikiyatr ve yazar Gülseren Budayıcıoğlu’nun dediği gibi “Şiddet köklerini çocukluktan alır.”

Bilginin ışığın da kalmanız dileğim ile…